İNSAN HAKLARI, GELİŞİMİ VE JANDARMA

1. İnsan hakları; bütün insanların yalnızca insan olmalarından dolayı, doğuştan sahip oldukları hakların tümüdür. Bu haklar, insanlık için ortak değerler ve gerçekleştirilmesi gereken ortak ideallerdir. Günümüzde insan hakları uluslararası bir nitelik kazanmıştır. Bugün uluslararası alanda bir ülkenin “uygarlık” seviyesi, o ülkenin bilim ya da teknoloji alanındaki başarıları kadar, insan haklarına gösterdiği saygıyla da ölçülmektedir.

2.Başlıca insan hakları; yaşama hakkı, işkenceye uğramama hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, mülkiyet hakkı, konut dokunulmazlığı, düşünce, vicdan ve din özgürlüğü, ifade özgürlüğü, örgütlenme ve toplantı özgürlüğüdür.

3.İnsan hakları kavramı, geçen yüzyılda emsali görülmemiş bir şekilde tüm insani değerleri yıkıma uğratan 1 ve 2’inci Dünya Savaşları gibi felaketlerin tekrar yaşanmaması maksadıyla oluşan evrensel mutabakatın sonucunda gelişmiş ve kurumsal nitelik kazanmıştır. Bu sayede uygarlıkların da sonu olabilecek savaşların önüne geçilebileceği değerlendirilmiştir.

4.Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 10 Aralık 1948 tarihinde, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini kabul etmiş olup, bu bildirge, insan haklarının sınırlarını belirleyen ve geliştirilmesini sağlayan başvuru niteliğinde bir belgedir. Söz konusu bildirgenin kabul edildiği tarih tüm dünyada “İnsan Hakları Günü” olarak kabul edilmiştir. Aynı yıllarda insan hakları ile ilgili çalışmalar Avrupa’da da hızlanmış, 05 Mayıs 1949 tarihinde Avrupa Konseyi kurulmuştur. İnsan hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesi ve etkin bir biçimde korunması maksadıyla hazırlanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS), 03 Eylül 1953 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Başta her iki bildirge olmak üzere, yaşanan tüm gelişmeler birçok ülke tarafından sıkı bir şekilde takip edilmiş, ülkelerin yasal mevzuatlarına da yansımıştır. Böylelikle bireysel insan haklarının korunması, daha sistematik ve kurumsal bir şekilde uygulanmaya başlamıştır.

5.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini imzalayan devletlerin bu sözleşmede yazılı olan temel hak ve özgürlüklere saygılı olup olmadığını yargısal yöntemle denetleyen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); Avrupa Konseyi bünyesinde 1959 tarihinde kurulmuş, uluslararası bağımsız bir mahkemedir. Bireyler, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde koruma altına alınan hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiasıyla Avrupa Konseyine üye devletlere karşı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurabilmektedir. Türkiye; 1954 yılında AİHS’ni imzalamış, 1987 yılında AİHM’ne Bireysel Başvuru Hakkını ve 1990 yılında AİHM’nin yargılama yetkisini kabul etmiştir.

6.Ayrıca, Avrupa Konseyine üye devletler tarafından, 26 Haziran 1987 tarihinde Avrupa İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi (AİÖS) onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Sözleşmeyle işkencenin önlenmesi ve gözetim altındaki kişilerin korunması amaçlanmış olup, Sözleşme hükümlerinin uygulanabilirliğini denetlemek maksadıyla, Avrupa İşkenceyi ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaları Önleme Komitesi (AİÖK), 01 Şubat 1989 tarihinde kurulmuştur.

7.İnsan hakları, uluslararası sözleşmeler ve insan hakları alanında faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası kuruluşların çalışmaları çerçevesinde koruma altına alınmıştır. İnsan hakları konusunda ülkemizin uluslararası alanda imzaladığı protokoller, sözleşmeler vb. belgeler, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90’ıncı Maddesinde “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmünde olup bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz” amir hükmüne göre yasal statüde sayılmaktadırlar.  

8.Ülkemizde insan hakları faaliyetleri, ulusal ve uluslararası insan hakları mevzuatı kapsamında yürütülmekte olup;  Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 3071 Sayılı Dilekçe Kanunu, 4982 Sayılı Bilgi Edinme Kanunu, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu, 25928 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan İl ve İlçe İnsan Hakları Kurullarının Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları hakkında Yönetmelik, başlıca ulusal insan hakları mevzuatı arasında sayılabilir.

9.İnsan haklarının güvence altına alınmadığı koşullarda, kişilerin insan onuruna uygun yaşayabilmeleri mümkün değildir. Medeni bir toplumda kolluğun icra ettiği tüm görevlerin insan hakları perspektifinde değerlendirilmesi kaçınılmazdır. Bu sebeple kamu görevlilerinin, özellikle kolluk görevi icra edenlerin, insan hakları konusunda donanımlı bir seviyeye ulaşması gerekmektedir.

10.Jandarma Genel Komutanlığı; insan hakları faaliyetlerini, insan merkezli çağdaş yönetim ve görev anlayışı doğrultusunda planlı, programlı ve sürekli bir gelişme içerisinde yürütmektedir. Bu kapsamda, insan hakları ile ilgili genel bilgiler ve insan hakları kavramlarının yanı sıra bir kolluk gücü olan Jandarma Genel Komutanlığının en çok münasebette olduğu konular;

  a.Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve bu konuda icra edilen çalışmalar,

  b.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin görevleri, yargılama usulü, uygulamalarda dikkat edilecek hususlar,        

  c.Ülkemize dönem dönem ziyaretler gerçekleştiren ve bu konuda raporlar hazırlayan Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesinin uygulamaları,

  ç.Ulusal mevzuat ve uluslararası uygulamalar açısından nezarethaneler ve nezarethane uygulamaları konusunda dikkat edilecek hususlar,

  d.Yayımlanan ulusal ve uluslararası raporlarda insan haklarının önemi ve kolluğu ilgilendiren hususlar, olarak sayılabilir.

11.Sonuç olarak; Jandarma Genel Komutanlığınca, insan haklarının arz ettiği önemin bilinciyle ve insan haklarına saygılı bir teşkilat olmanın gereği olarak, insan hakları alanında meydana gelen ulusal ve uluslararası gelişmeler yakından takip edilmekte ve insan hakkı ihlallerinin meydana gelmemesi için gerekli tedbirler zamana bağlı kalmadan ve gecikmeksizin alınmakta, ulusal ve uluslararası alanda teşkilatın görünürlüğünün artırılması ve örnek kolluk vizyonu kapsamında modern kolluk faaliyetleri ve insan haklarına saygılı görevler icra edilmesine özen gösterilmektedir.